Yaşamdaki Takılmalar ve Devam Edebilme

 

Günlük yaşamda bir ‘‘yaşayıp geçtiğimiz’’ bir de pek o kadar da hızlı ‘‘geçemediğimiz’’ anlar olur. Bu geçemediğimiz anlar bazen duygusal olarak doyuma ulaştığımız, bitmesini istemediğimiz ve mutlu olduğumuz anlardır. 

Günlerce düğünümüzde ne kadar eğlendiğimizi, hayal ettiğimiz üniversiteyi kazandığımızı, sevgilimizle geçirdiğimiz o hafta sonunu, çocuğumuzun duyduğumuz ilk kelimelerini konuşabilir, hayal edebiliriz. 

Diğer yandan bu ‘geçemediğimiz’ anlar bazen de olumsuz yaşam olaylarından meydana gelip tamamlayamadığımız, bitsin istediğimiz, geçsin istediğimiz ya da dursun istediğimiz yorucu döngüler halini alır.

Doğal afet, göç, beklenmedik bir ölüm/kayıp, cinsel istismar, şiddet, düşük yapma, doğum yapma, mobbing ya da zorbalığa uğrama, işten çıkarılma, ayrılık/boşanma, aldatılma vb. sayısız durumla karşılaşabiliriz. Bu zorlayıcı yaşam olayları gündemimize adeta yerleşir ve bir an her günümüzü tek bir konu üzerinden yaşadığımızı fark edebiliriz. 

Kişinin takılıp kaldığı bu durumlar günlük yaşamının kalitesini, kendinden memnuniyetini, ilişkilerini, işte ya da okulda verimliliğini, gelecek planlarını olumsuz etkilemeye başlamaktadır. Sadece olumsuza takılı kalmak değil, o mutlu anın bitmesine izin vermemek de böyle sonuçlanacaktır! Devam edememek, yeni mutlu ve yeni zor anlar yaşamayı engelleyecek ve geçmişte kalmış bir anın yasına sıkışıp kalacağız. ‘Tekrar o kadar mutlu olamazsam?’ ya da ‘Ya başıma bunlar tekrar gelirse?’ düşünceleriyle bir kaygı meydana gelecek, yeni denemeler yapmaktan geri duracağız. 

Psikoterapi her zaman çözmeye odaklanmaz. Devam edebilmek, yeniden güvenebilmek, yeniden üzülebilmek, tekrar mutlu olabilmek, bir kez daha yanılabilmek için yaşamdaki alternatif yolları da keşfetmeyi de sağlar. HİÇ değil, ‘yeterince’ takıldığımız; keşfetmeye devam edebildiğimiz yaşam yolculukları en zengin hikayeleri biriktirecektir..