Sistemik terapi bireyi bağlamı içerinde değerlendiren bir ekoldür. Bireyin yalıtılmış bir canlı olmadığı, temelde doğduğu sistemin içinde, kuşaklar arası biyopsikososyal aktarımları da içerecek biçimde ilişkileriyle şekillendiği görüşüne dayanır. Bu bağlamda bireyin, içine doğduğu aile sistemi başta olmak üzere, kuşaklararası aktarımlar, mevcut ilişkileri, aile, toplum ve kültür gibi tüm sistem dinamikleri ile birlikte ele almak önemlidir. Sistemik terapi, problemi bireye indirgemez ve bir bireyi hasta ya da patolojik olarak etiketlemez.
Sistemik terapide problemli kişi değil problemli durum vardır. Problem ya da bir diğer ifadeyle semptomlar durduk yere ortaya çıkmazlar. Her semptomun bir işlevi vardır. Dolayısıyla var olan problemin öncelikle birey ya da sistem için ne ifade ettiğine bakılır.
Sistemik terapinin temel amaçlarından biri, kişinin hayatındaki sabitlenmiş paternleri tanımlamaktır. Bu kimi zaman sevgi görmediği birilerine aşık olmak olabilir, kimi zaman kronik başarısızlıklar, çatışmalı ilişkiler, yalnızlık vb.
Sistemik terapide problemi netleştirmek kadar, görevi netleştirmek, birey çift ya da aileler için değişime yönelik hedefler oluşturmak önemlidir.
